loader
Kurban adanmaktır- Ferit Gölgül [Köşe Yazısı] Kurban adanmaktır- Ferit Gölgül [Köşe Yazısı]


Kurban’ın anlamı yakınlaşmaktır ve Onlar ’da her şeyleri ile beraber canlarını da Rabbe kurban ederek O’na yakınlaştılar. Kurban adanmaktır ve Onlar yine canlarıyla mallarıyla kendilerini Rabb’e adadılar.

İlk olarak Kabil ve Habil arasındaki takva ve teslimiyetin ortaya çıkması için sunulmuştu Rahman’a kurbanlar.  Getirin demişti Hz. Âdem (a.s) çocuklarına. Getirin, yüreğinizde ki teslimiyetin simgesi olacak kurbanlarınızı Kasion Dağı’na. Öyle kurbanlar ki Allah-u Teâlâ’nın  “Muhakkak ki Allah katında en üstün olanınız Allah’tan en çok çekinenizdir” (Hucurat 13) ezeli ve ebedi buyruğunun tecellisi olacak ve kimin üstün olduğunu gözler önüne serecekti.

Habil yüce gönüllüydü ve bu yüceliği Allah’a olan teslimiyetinden, takvasından dolayı idi. Yumuşak başlıydı ve kötülüğü barındırmıyordu o yüce gönlünde. Buyruğu duyar duymaz heyecanla koşup tereddütsüz bir şekilde en güzel olan, en sevdiği Koçu, her şeyin tek sahibi olan Allah için feda etmek için seçti, onu allayıp pulladı ve huşu içinde süsledi.

Kabil ise haset doluydu. Kalbini Allah’a teslimiyet ve takva ile değil İblis’in vesveseleri, dünya hırsı ve haset ile doldurmuştu. Buyruğu duyduğunda önemsememiş ve son gün Allah’ın yiyecek içeceğe ihtiyacı yok diyerek son gün birkaç çürük meyveyi sunağa koymuş ve ardı sıra geri dönmüştü.

Evet, Allah’ın yiyecek içeceğe ihtiyacı yoktu. Zaten Allah yiyecek ve içeceği değil teslimiyeti istemiş ve onu sınamıştı. Habil’in kurbanlık koçu değildi O’nu Kabil’den üstün kılan. O’nun Allah’tan çekinmesi, teslimiyeti ve takvası idi. Kabil’in meyveleri değil, O’nun kibri, hasedi ve Allah’a karşı olan samimiyetsizliği idi O’nu zelil kılan…  Zira Allah “Ancak takva sahiplerinin,( yani O’nun rızasını gözetenlerin)  ibadetlerini kabul edeceğini (Maide 27)” belirtmiştir.

***

Bir babadan, oğlunu kurban etmesi istenmektedir. Maldan, mülk ve kazançtan ziyade,  Allah Teâlâ, Hz. İbrahim’den oğlu Hz. İsmail’i kurban etmesini emretmiştir. Yıllar sonra ilahi bir lütuf sayesinde doğan tek ve biricik bir evlat. Babasının ve annesinin gözbebeği olan bir evlat! Ama emir her şeyin bütün vazgeçilmezlerin yaratıcısı ve tek sahibinden idi. Gerisi önemli değildi.

Hz. İbrahim halim ve merhametli bir yapıda olmasına rağmen Allah’ın emri karşısında hiçbir tereddüt göstermeden biricik yavrusunu feda edebilmeyi göze alan bir baba olarak evladını adamış; Hz. İsmail de emr-i ilahi karşısında teslimiyet, rıza ve sabır göstererek adanmıştır. Adayan canandan, adanan da canından vazgeçebilmenin imtihanını vermiştir.

Bu emre tam bir teslimiyetle işittik ve itaat ettik diyen bir baba, bir anne ve bir evlat, kendi imtihanlarından alnının akıyla çıktıkları gibi,  dünyanın sonuna kadar devam edecek kutlu bir mirası da Rahmani yolun takipçilerine bırakmışlardır. Israrla kendilerini hak yoldan saptırmak isteyen şeytana karşı dik tavizsiz duruşlarıyla, Rahman’a teslimiyetin nasıl olması gerektiğini ta çağlar ötesine haykırmışlardır. Bu ağır imtihanı Allah şöyle övmektedir:

“İşte o zaman, Biz ona hilim sahibi bir oğul müjdeledik. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince (babası): ‘Yavrucuğum, rüyada seni kurban ettiğimi görüyorum; bir düşün ne dersin?’ dedi. O da cevaben: ‘Babacığım, sen emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun!’ dedi. Her ikisi de teslim olup, (İbrahim, oğlunu) alnı üzerine yatırınca: ‘Ey İbrahim, rüyayı gerçekleştirdin. Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Bu gerçekten çok ağır bir imtihandır.’ diye seslendik. Biz oğluna bedel, O’na büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: ‘İbrahim’e selam olsun’ dedik. (İşte) biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı”(Saffat, 37/101-111).

Ağır bir imtihandan geçtiler ama bir an bile tereddüt etmediler. Çünkü O’nlar her şeyin tek hâkimine tevazu ile boyun eğmiş O’na güvenmiş, O’na adanmış ve O’na teslim olmuşlardı.

***

Ve Yasin!

Atası Habil’den, atası İbrahim’den çağlar boyu devrederek gelen mirası bu gün sırtlanan Yasin ve Yasinler. Bu mirası derin bir teslimiyetle omuzlayıp, Allah için canlarıyla mücadele ettikleri için, yüce gönüllü ve takvada önde oldukları için, bir Kurban bayramı gününde zamanın kabilleri tarafından taşlanan ve zamanın Nemrutları tarafından ateşe atılan, yakılan Yasinler! Bu davanın Habil’den günümüze kadar hiç kesintiye uğramadan devam edegeldiğini ve dünyanın sonuna kadar da devam edeceğinin en büyük kanıtı olan Yasinler!

Kurban’ın anlamı yakınlaşmaktır ve Onlar ’da her şeyleri ile beraber canlarını da Rabbe kurban ederek O’na yakınlaştılar. Kurban adanmaktır ve Onlar yine canlarıyla mallarıyla kendilerini Rabb’e adadılar. Habil’den beri devredegelen kutlu mirası omuzladılar, yücelttiler ve yüceldiler. Arkalarından mahzun bakışlar ve Müslümanların boynunda, yükü çok ağır bedeli ise dünyalar ile ölçülemeyecek bir miras bıraktılar. Bu kutlu mirasın omuzlayıcıları olmak dileğiyle Kurban Bayramınız Mübarek olsun…

Allaha emanet olun…

Kategori: Makale
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

KATEGORİ HABERLERİ

-
sanalbasin.com üyesidir