loader
Habur Sınır Kapısı’nın kapatılması kimsenin çıkarına değil Habur Sınır Kapısı’nın kapatılması kimsenin çıkarına değil


Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani, “Habur Sınır Kapısı’nın kapatılması kimsenin çıkarına değil, her iki tarafta yaşayan halk bu durumda zarar görür.” dedi.

Irak Kürdistan Bölgesinde başbakanlık konutunda Türkiye'den gelen gazetecilerin sorularını yanıtlatan Neçirvan Barzani, referandum, Türkiye ile ilişkiler ve Bağdat ile yapacakları görüşmeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Barzani, “Petrol boru vanası Türkiye'nin elindedir. Ama Türkiye ile imzalanan bir anlaşmamız var. Tam tersine biz doğalgaz borusu döşeme çalışması içindeyiz.” dedi.

Yapılan referandumun  Türkiye’nin milli güvenliğine bir tehdit olarak algılanmasını istemediklerini söyleyen Barzani, “Türkiye ile olan ilişkimiz eskiye dayalıdır ve devam edecektir. Kesinlikle sınırları değiştirmeyeceğiz. Sınırlar olduğu gibi kalacaktır. Türkiye ile diyaloğu geliştirmek istiyoruz.” diye konuştu.

“Bağımsızlık yolunda bir savaş istemiyoruz.” diyen Barzani, “Bağdat ile diyalog yöntemleriyle çözüm istiyoruz. Türkiye bizim dışarıya açılan kapımızdır. Bölge için istikrar faktörü olacağız.” dedi.

Barzani, Habur' da yürütülen tatbikat ile ilgili ise şunları ifade etti: "Tatbikatın sınırlarımızın içine getirileceğine inanmıyorum. Ancak bu tarafa geçmeyi düşünürse kesinlikle buna karşı tavrımız olacaktır. Ancak böyle bir şey olacağını beklemiyor ve zannetmiyorum."

Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani'ye sorulan sorular ve verdiği cevaplar şöyle:

Türkiye, Habur Sınır Kapısı'nı kapatıp, petrol akışını durdurursa ne yaparsınız?

Burada yaptığımız şey; Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit değil. Türkiye ile ilişkimizin daha iyi olmasını istiyoruz. Kürdistan'da yapılan bu referandumun abartılmasına, büyük gösterilmesine ihtiyaç duymuyoruz. Referanduma Bağdat ile umutsuz olduğumuzdan dolayı gittik. Bağdat, onlarla birlikte yaşamak konusunda bizi ikna etmeliydi. Kapının kapatılması konusu kimsenin çıkarına değil. Hem bizim hem Türkiye'nin çıkarına değil. İki tarafta yaşayan halk zarar eder. Türkiye'nin Irak ve Kürdistan ile 2016 yılında yaptığı ihracat 10 milyar dolara ulaştı.

Ayrıca hem Kürdistan’da hem Türkiye’de binlerce iş imkânı doğurmuştur. 2017-2018 için hedeflenen, 14 milyar dolara ulaşmaktır. Irak ve Kürdistan pazarı, Türk ürünlerinin sarfedildiği pazardır. İki taraf zarar görecekken, bu kapının kapatılmasında nasıl bir çıkar olabilir ki? Bize göre bu tür bir karar verilmesi için hiçbir gerekçe yok.

Petrol boru vanası Türkiye' nin elindedir. Ama Türkiye ile imzalanan bir anlaşmamız var ve Türkiye her zaman bu bölgenin enerjisinin Avrupa ve Türkiye’ye aktarılmasında güvenli bir yer olmuştur. Hep bu şekilde kalmasını da isteriz. Irak Kürdistanı’nda yapılan bu referandumun, Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algılanmasını istemiyoruz. Tam tersine şimdi enerji konusunda hem Türkiye’ye hem de Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya uzanacak bir doğalgaz borusunun döşenmesi için çalışıyoruz. Bu, önümüzdeki yıllarda hayata geçirilecek gerçek bir projedir. Bana göre bu tür düşünceler, iki tarafın da çıkarına değildir. Türkiye ve diğer ülkelerin bize yapacağı en iyi yardım, Bağdat’a, “Ne yaptınız da Kürtler bu yola girdi?” diye sormaktır.

Halkımızın, Kürtlerin korkusu, Irak’ta geleceklerini görmemesinden kaynaklanıyor. Çok örnek verebilirim ama şu iki örnek üzerinde durmak istiyorum: Birincisi Heşdi Şabi’nin yasal statüye alınması. Heşdi Şabi bir milis yapılanmasıydı ve yasal statüye kavuşturuldu. Peşmerge IŞİD’le şimdiye kadar bin 800 şehit verdi. 10 bin yaralımız var. Irak Parlamentosu ve hükümeti bunu gündeme dahi getirmek istemiyor.

Peki, biz kendimizi nasıl bu ülkenin vatandaşı gibi görebiliriz? Dış ülkeler Irak’a yardım ediyor, IMF para veriyor, Kürdistan Bölgesi bu durumda olmasına rağmen şimdiye kadar 1 dolar dahi almış değil. Bize, “Niçin bunu yaptınız?” diye sorulması yerine, Bağdat’a, “Kürtlerin bu aşamaya girmesine neden olacak neler yaptınız?” diye sorulması daha iyi olur. Bağdat bizi itti.

2003’te Irak’a dönmeden önce her şeyimiz vardı. Kendi isteğimizle Bağdat’a döndük. Çünkü demokrat ve federal bir Irak olacağını söylediler, biz de Irak’ın birliği için kabul ettik. 13 yıl sonra kendimize soruyoruz, bu Irak’ın neresindeyiz? Bu Irak demokrat mı, fiilen federal mi, anayasaya uyuyorlar mı? Uymuyorlar.

Bizim bu yola girmemize yol açan, bu nedenlerdir. Anayasadan bahsediyorlar. İşlerine gelen maddeleri uyguluyorlar. İşlerine gelmeyenleri ise uygulamıyorlar. Ancak sadece bize anayasa anayasa diye dayatıyorlar. Bu anayasa Kur’an mı ki? Değil. Bugün Irak’ta görüdüğümüz, bir ortaklık değil, ortaklığı bozan bir Irak’tır. Şimdiki iktidar mezhepçi bir iktdardır. Dış ülkelere bu sebepleri göstermek istiyoruz, kararımızın gerekçeleri olarak.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştirilerinden biri de İsrail bayrağıyla ilgiliydi. Doğal olarak Türkiye’de ciddi bir tepkiye yol açtı. Sayın Cumhurbaşkanı, Amerika’da yaptığı görüşmelerde de Amerikalılar aracılığıyla İsrail’e mesaj gönderdiğini ifade etti. Bu konudaki görüşlerinizi almak istiyoruz.

Kürdistan bayrağı dışında herhangi bir bayrağı kaldırmak Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin siyasetiyle ilgili değildir ve hükümetin verdiği bir talimat değildir. Eğer bu konulara mantıklı yaklaşacak olursak en iyi destek, bu işlerin olmamasıdır. Ne İsrail'in bayrağı olması, ne de üzerine konuşulmasıdır. Bizim Kürdistan Bölgesi olarak böyle bir planımız yok. Resmi olarak İsrail’le hiçbir ilişkimiz yok ama bununla birlikte hiçbir milletle düşmanlığımız yok. İsrail’in Mısır’la Türkiye’yle ilişkileri var, büyükelçilikleri var. Bu konu olduğundan fazla büyütüldü. Kesinlikle İsrail bayrağının kaldırılmasının Kürdistan Bölgesi’nin çıkarına olduğunu düşünmüyoruz.

Referandum yapıldıktan sonra Türkiye ile bir temasınız oldu mu? Buna ilişkin bir planlama yapıyor musunuz?

Kesinlikle Türkiye ile olan ilişkimiz eskiye dayanıyor ve devam edecektir. Kesinlikle sınırları değiştirmeyeceğiz, sınırlar olduğu gibi kalacak. Türkiye’yle olan kardeşlik ilişkilerimiz devam edecektir. Türkiye’yle görüşme, diyalog kurmak için hazırız.

Türkiye’nin bu sert tutumu devam ederse ve önümüzdeki süreçte yaptırımlar olursa ki Türkiye şu an Irak’la ortak bir tatbikat yapıyor. Bu sınır dışına doğru bir harekâta dönüşürse nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz?

Böyle bir şeyin gerçekleşeceğine inanmıyorum. Türkiye topraklarında tatbikat yaptıkları sürece kendilerini ilgilendirir. Ancak sınırı geçerlerse kesinlikle tavrımız olacak ama bunun yapılacağını düşünmüyorum.

Geçen hafta Rosneft’le bir anlaşmanız oldu. Bu anlaşmanın bir kısmı Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Türkiye’yle nasıl bir çalışma yürütülecek bu konuda?

Rosneft’le yaptığımız anlaşma, Irak Kürdistan’ından Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya doğalgaz akışını sağlamak amacıyla bir boru hattının çekilmesiyle ilgilidir. Türkiye’yle olan anlaşmamıza göre, bu doğalgazın bir kısmı Türkiye’ye verilecek. Çünkü Türkiye kesinlikle daha fazla doğalgaza ihtiyaç duyuyor. Türkiye’ye verilen doğalgazın fazlasını Avrupa’ya vereceğiz. Rosneft’le yaptığımız anlaşma, Türkiye’ye uzanacak olan boru hattıyla ilgilidir. Anlaşmanın ilk aşamasında boru hattının döşenmesi için bir milyar dolar ayırdılar. Rosneft’le, Türkiyeli bir şirketle ve başka bir yabancı şirketle ortak bir anlaşmaya varmak için görüşmelerimiz sürüyor.

Referandumla sınırları çizmeyeceğinizi belirtiniz ancak Türk toplumunda ciddi tepki ve kaygı var Kürdistan’ın kurulmasıyla ilgili. Neden kurulacak olası bir Kürdistan Türkiye için tehdit değil, bunu nasıl açıklarsınız?

İki şey çok önemli: Birincisi bizim yaptığımız şey, Irak çerçevesinde yapıldı ve hep Irak sınırları içerisinde kalacaktır. İkincisi bağımsızlık yolunda bir savaş istemiyoruz. Biz Bağdat’la diyalogla çözüme ulaşmak istiyoruz. Bu referandumla, halkımızın iradesini dünyaya ve Bağdat’a göstermek istedik. Bizim ikinci adımımız, Bağdat’la bu sorunları müzakere masasında çözmektir. Hiçbir şekilde Türkiye için tehdit olmadığımızı söylemek istiyorum.

Türkiye’de bir kesimde PKK’nın ve Kürdistan Bölgesi’nin büyük Kürdistan’ı kuracağı düşüncesi var. Bu görüş gittikçe Türkiye’de kabul görmeye başlıyor. Bunu nasıl görüyorsunuz?

Her şeyden önce bizim taleplerimizle PKK’nin talepleri arasında hiçbir bağlantı yok. Biz Irak Kürdistanı’ndan bahsediyoruz ve hiçbir şekilde başka yerden bahsetmiyoruz ve bahsetmek de istemiyoruz. Kürt meselesinin Irak’ta kendi bir doğası var. Bazı gerçekler var ki görülmesi lazım. Biz Kürdistan’da bütün oluşumlarla barış içinde yaşamak istiyoruz. Sorun yaşamak istemiyoruz. Kerkük, tüm oluşumların birlikte yaşaması için iyi bir örnek.

Referandumdan önce de sizin de Sayın Başkan Barzani’nin de mesajları hep ılımlıydı. Halen de öyle olduğunu görüyoruz. Ancak buna karşılık Irak hükümeti ve İbadi’nin çok sert mesajları hatta parlamentodan geçirdiği kararlar var. Eğer bu tavırları devam ederse, bağımsızlık ilanıyla ilgili süreç nasıl işleyecek?

Irak Parlamentosu’nda söylenenlere bakınca, bize bu referandumun niçin yapıldığı sorulursa, bu ülkeyi yöneten bu zihniyet yüzünden bu kararı aldığımızı söyleriz. Onlar kardeşlik, dostluk ve vatandaşlıktan uzak bir dille parlamentoda konuşuyor. Referandum yaptık çünkü bu zihniyetten endişe duyuyoruz. Ama yine de sorunları diyalogla çözmek istiyoruz.

Çözülmezse ne olacak?

Bu süreçte ısrarımız sürecek. Çünkü ne onlar için ne bizim için başka yol var.

Irak Bakanlar Kurulu’ndan dün Kürdistan Bölgesi’ne ilişkin bazı kararlar çıktı. Bu karardan biri de peşmergenin kontrolündeki Kerkük’ün Irak ordusuna devredilmesi. Peşmerge Kerkük ve tartışmalı bölgelerden çekilecek mi?

Biz bu bölgeleri IŞİD’in elinden kurtardık. Bu bölgelerin ilerde nasıl korunacağına dair diyaloglara hazırız ancak tek taraflı alınan kararlara bizim de bir tepkimiz olacaktır.

İran’ın referandum konusundaki tavrı nasıl?

Basında çıkan söylemler sertti ancak ilişkilerimizde hiçbir değişim yok. İran’a vereceğimiz mesaj da aynı Türkiye’ye vereceğimiz mesaj gibidir. Biz dostuz, komşuyuz. İlişkilerimiz bu çerçevede devam etmeli.

Kürdistan’da yaşayan vatandaşlar Türkiye’nin sınır kapısını kapatmasından endişe duyuyor. Hatta konuştuğumuz bazı kişiler, kapıların kapanması halinde Türkiye’ye yerleşeceklerini söylüyorlar. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Öncelikle Ankara’nın bize böyle bir güvence vermesi gerekiyor. Çünkü kapılar kapanırsa hem burada yaşayan halk hem de Türkiye’de yaşayanlar bu durumdan etkilenecektir. Bu durum iki tarafında çıkarına olmaz. Böyle bir karar hem ekonomik hem de siyasi olarak doğru bir karar olmaz. Türkiye milli güvenliğini tehdit edecek büyük bir şey yok. Umarız ki öyle bir noktaya gelmeyiz.

Kürdistan Bölgesi’nde Türkiye'nin askeri üsleri bulunuyor. Referandumdan dolayı herhangi bir değişikliğe gidilecek mi?

Geçmiş yıllarda Türk ordusu çok uzun bir ilişki ve münasebetlerimiz olmuştur. Müttefik güçler çerçevesinde IŞİD’e karşı yürütülen savaşta peşmergeyi eğitim konusunda katkıları olmuştur. Bizim kesinlikle böyle bir soruna gidecek ve yol açacak bir durum olmamasını umuyoruz.

Gerçekten referandum Türkiye’de çok daha fazla abartıldı. Bunu da anlamış değilim. Biz kendi halkımıza bir soru sorduk. Her zaman Bağdat ile diyalog ile çözümü de vurguluyoruz. Halka sorulan bu soru Türkiye milli güvenliğinin neresini tehdit ediyor? Bunu biz de anlamak istiyoruz. Bu kadar abartılacak bir şey yapmış değiliz ve gerekli de görmüyoruz. Yine komşu kalacağız ve birbirimize ihtiyacımız olacaktır. Geçmişe olan güzel ilişkimize zarar getirecek bir durum değil.

Peki Türkiye yaptırım uygularsa Kürdistan Bölgesi bu yaptırımlara karşı ne yapacaksınız?

Böyle bir yaptırım gerçekleşirse insanlar üzerinde etkili olacaktır. Kimse açlıktan ölmez. İzlediğimiz bu yol devam edecektir. Ama sorumuz şudur;  neden bu durum bu noktaya varsın? Biz böyle bir noktaya varmasını istemiyoruz ve temenni etmiyoruz. (İLKHA)

 

Kategori: Dünya
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

KATEGORİ HABERLERİ

-
sanalbasin.com üyesidir