loader
Şeyh Said 300 Yıllık Zulmün Kıyamıdır. Şeyh Said 300 Yıllık Zulmün Kıyamıdır.


Şeyh Said’in hayatı ve kıyamı her ne kadar halk arasında bilinmemesine rağmen özellikle Kürtler için Şeyh Said, kıyam destanının baş kahramanıdır.

Cihad Çetinkaya

Şeyh Said’in hayatı ve kıyamı her ne kadar halk arasında bilinmemesine rağmen özellikle Kürtler için Şeyh Said, kıyam destanının baş kahramanıdır. Şeyh Said’in neden cumhuriyet döneminin baskıcı, totaliter ve gayr-ı islami sistemine karşı çıktığını anlamak için tarihin arka odalarına girmek ve tozlu kitapları karıştırmak lazım. Bu araştırma uğraşı Şeyh Said’in hayatını ve kıyamını anlamamıza yardımcı olacaktır.

Şeyh Said’in hayatını ve kıyamını bir çok yerden ve bir çok farklı kaynaktan öğrenebilirsiniz. Bu yüzden hayatına, kıyamının başlangıcına ve kıyamın gelişim sürecine değinmeyeceğim.

Bu yüzden Şeyh Said’in kıyamının genetik yapısını IV. Murad’tan başlatmak gerekir.  Neden? diye sorarsanız. Gelin beraber 1600 yılına gidelim nelerin yaşandığına bakalım.

Osmanlı devletinin padişahlarından olan IV. Murad Bağdad’ı fethetmek için sefere çıkar. Bu sefere çıkarken Diyarbakır-Erbil-Xorasan-Halep eksenindeki Kürdistan ulemâsından biat alamadığı için onlara karşı öfkeli ve hınçla dolu olan IV. Murad, Bağdad Seferi akabinde İran Safewî Devleti ile Kasr-ı Şirin Antlaşması’nı Kürt ulemâsının fikrinin sormadan ve Kürt mîrlerine danışmadan imzalar. Osmanlı ile İran arasında 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin antlaşması tarihte ilk kez Kürdistan topraklarını parçalayıp ikiye bölmüştür. Ki bu antlaşma Kürtler’e hiç danışılmadan imzalanmıştır. 1639 yılı, Kürdistan toprakları ve bu topraklar üzerinde binlerce yıldır yaşayan Kürt halkı için bölünmüşlük ve parçalanmışlık ile geçen acı tarihinin başlangıcıdır. Osmanlı ile İran arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile birlikte Kürdistan toprakları tarihte ilk kez ikiye bölünüp parçalanır. Kürdistan’ın batısı Osmanlı’nın, doğusu da İran’ın payına düşer. Bu paylaşım her iki devletinde ilerde sorun olabilecek kürtleri ve kürdistan’ı bölerek yönetme işinin ilkel yöntemidir.

300 yıl sonraki Lozan Antlaşması’yla 5 parçaya bölünecek olan Kürdistan, ilk kez orada, 1639’da iki parçaya ayrılır. Kasr-ı Şirin Antlaşması ile birlikte ilk kez aynı dili konuşan, hatta akraba olan insanlar biribirlerinden kopartılırlar.

Kürdistan topraklarının iki ayrı devlet arasında bölünüp paylaştırılması, Kürdistan’da İrşâd, tebliğ ve ilim faaliyetleriyle meşgul olan İslam âlimlerinde, o dönemler halkın tartışılmaz öncüleri olan ulemâ/alim kesiminde isyan derecesinde büyük bir yol açar. Öyle ki, bu parçalanmaya duyulan tepki ve öfkenin fiilî bir isyana dönüşmesi için sadece bir kıvılcım yeterlidir.

İşte Kürdistan’daki ulemâ, alim, şeyh ve mollaların Osmanlı ve İran’a bu derece tepkili oldukları ve Kürtler arasındaki hoşnutsuzluğun bu derece ileri boyutta olduğu bir zamanda, Osmanlı padişâhı IV. Murad zaten Bağdad’dadır ve İstanbul’a dönerken eyaletin merkezi Diyarbekir’e uğramak isteyecektir. Bu büyük bir felaketin ayak sesleriydi. Kürdistan eyaletinin o zamanki başkenti Diyarbekir’de yaşamakta olan Seyyîd Haşîm, bu tepkilerin başını çekmektedir. IV. Murad, Bağdad Seferi’nden dönerken, beklendiği gibi Diyarbekir’e uğrar. Fakat bu seferki gelişi, tamamen intikam almak, hesap sormak ve kendisine biat etmeyi reddeden Seyyîd Haşîm’e haddini bildirmek amaçlıdır.

Diyarbakır’a gelin IV. Murad Bağdad zaferini kutlamak amacıyla bir ziyafet tertip eder. IV. Murad, bir yandan ziyafet verirken, bir yandan da orduya, Çılsıtun (Kırkdirek) köyünde yaşayan ve gidişte kendisine biat etmeyen Seyyîd Haşîm’i tüm ailesiyle birlikte kılıçtan geçirmelerini, taş üstünde taş kalmayacak şekilde yıkmalarını, Çılsıtun köyünü insanlarıyla komple ateşe verip yakmalarını, hatta civar köylerin de tamamen yakılıp yıkılmasını emreder.

Tarih, Haziran 1639...

Yer, Diyarbekir’e bağlı Bismil ilçesinin Çılsıtun köyü...

IV. Murad’ın verdiği emir yerine getirilir ve Çılsıtun başta olmak üzere Bismil’in köyleri katliâma uğrar. Canını kurtarabilen birkaç çocuk ve kadından başka, herkesin canına kastedilir. Köyler boşaltılıp yıkılır ve köy halkından sağ kalanlar sürgün edilir.

Suçları (!) saltanatı kabul etmemek, saltanata ve saraya değil, Kur’an ve Sünnet’e dayalı bir İslamî yönetim istemek, ülkeleri Kürdistan’ın parçalanmasına, aile ve akrabaların biribirlerinden kopartılmasına rıza göstermemek, kendi topraklarında, kendilerine yapılan zûlmü onaylamamak ve İslâmdışı kültürü özümsememek. Bunun cezası da katliâm ve sürgün, kan ve şehâdet...

Osmanlı padişâhı IV. Murad, 1639 senesinde, yani Bağdad Seferi’ni yapıp İran’la Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalayıp döndükten sonra uğradığı Diyarbekir’de korkunç bir katliâma imza atar. Yüzlerce savunmasız insan acımasızca kılıçtan geçirilir. Onlarca köy yakılıp yıkılır. Çılsıtun Katliâmı’nda, padişâha biat etmeyi reddeden halkın rehberi Seyyîd Haşîm, bütün ailesiyle birlikte katledilir. Seyyîd Haşîm’in kendisi, hânımı ve çocukları kılıçtan geçirilir. Tarihçiler bu olaya “İkinci Kerbelâ” adını verilir. Sebebi ise, tıpkı Kerbelâ’da  İmam Hüseyin  ve ailesi katledilirken, katliâm emrini veren Yezid’in sarayda ziyafet vermesi örneğinde olduğu gibi, Seyyîd Haşîm ve diğer âlimler ile insanlar Çılsıtun’da katledilirken, katliâm emrini veren IV. Murad’ın Diyarbakır’da  ziyafet vermesidir.

Bu korkunç katliâmdan Seyyîd Haşîm’in sadece bir çocuğu sağ olarak kurtulur. Henüz 5 yaşında bir çocuk olan en küçük oğlu Hüseyin. İşte, 1925 tarihinde laik Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı gerçekleştirilen İslamî halk ayaklanmasının âzîz rehberi Şeyh Said, 1639 yılındaki o katliâmdan sağ kurtulan tek çocuk olan 5 yaşındaki Hüseyin’in soyundan gelmektedir.

İşte Şeyh Said’in ana kodlarını oluşturan renk; katliam ve ölümün rengidir. Şeyh Said’in hayatının arka planını okunmadan Şeyh Said’i sadece “Kürt” veya “İslamcı” veya “İsyancı” diye tanımlamak büyük bir hakarettir. Şeyh Said ceddi Seyyid Haşim gibi aynı yoldan yürüdü ve şehid oldu.

 

Şeyh Said’in şahsında “kürt kimliği”nin parlatılması ve bayraklaştırılması nasıl ki Şeyh Said’in kıyamına hakaretse,  “islam kimliği”nin parlatılması ve bayraklaştırılması o kadar hakarettir.

Kategori: Kültür & sanat
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

KATEGORİ HABERLERİ

-
sanalbasin.com üyesidir