loader

Ümmet Coğrafyasının Feryadı...

Bir zamanlar ümmet vardı... 

Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenen insanlar...

Fıratın kıyısında kaybolan bir koyundan kendini sorumlu tutan Ömerler vardı.

Bir fermanla zalimi dize getiren  Batının aslanı Fatihler,

Kudüs'ü yahudilere dar eden  Doğunun aslanı Selahaddinler vardı.

Zalime karşı heybetli, mustazaflara karşı şefkat dolu yiğitler...

Gittikleri her yerde insanlık, şefkat ve kardeşlik götüren liderler  vardı topraklarında...

Şimdi ise topraklarında insan görünümlü şeytanlara mahkum olmuşsun. 

Her karış toprağını kanla sulayan vampirler...

Her gün  feryat ediyor yetimler, öksüzler, mazlumlar senin topraklarında...


 Senle uyanıyoruz her sabah....

Senle paramparça oluyor her gün yüreğimiz...

Her saat ve her an...

Senki peygamberlere mesken olmuş, mazluma diyar olmuş, bağrı yanık bir coğrafyasın. 

Senin toprakların da yeşerdi insanlık,  kardeşlik ve hoşgörü...

Şimdi ise kurtlar sofrasına yem olmuşsun. 

 Kendi kendimize namluları uzatıp, zalimlerin sofrasına meze yaptık kardeşimizin kanını...

 Kardeşimizin bedenini...

Senin topraklarına yağmur yerine bombalar yağıyor.

Ekinler yerine cesetler bitiyor her gün.

Kanla sulanmış senin her karış toprağın...

Kanla boyanmış senin dağların...

 

Hangi kanayan yaranı  anlatayım?   

Budistlerin zulmü altında inleyen Arakan'ı mı?

Siyonistlerin işgaline düçar olmuş Filistin'i mi?

Demokrasi vaadiyle  cirit attıkları  Suriye'yi  mi?

Irak'ı mı?...

Hangisini anlatayım? 

Ya da mürtedlerin zulmü altında inleyen, mağdur olan Amed'i mi?

Şırrnak'ı mı? 

Cizre'yi mi?...

Yoksa kıyıya vuran Aylan bebekleri mi?

Beton yığınlarının altından çıkarılan ümranları mı?

Yoksa  ümmetin parçalanan kalbi Halep'i mi?

Tüm dünya haçlı köpeklerinin birleşip Halep'te yaptığı katliamları mı?

Biz aciz ümmeten medet uman Halep'teki  yüzbinlerce sivilin köşeye sıkışan bekleyişini mi ? 

En çokta batının getirdiği barşı(!) mı?

Hani şu demokrasi ve  barış vaadiyle topraklarını işgal eden despot yöneticileri...

Hani şu topraklarında masum insanların kanına doymayan cehennem itlerini...


Biliyorum;

Kızgınsın,

Kırgınsın,

Öfkelisin,

Zalime değil,  en çok  biz   aciz ve suskun ümmete...

Biliyorum bizim sessizliğimiz zalimin zulmünden daha çok acı ve ızdırap veriyor sana...

Dağınık halimizden bu kadar sancı çekiyorsun...

 Bu kadar kanıyorsun...

Kanayan yarana merhem olamayışımızdan hep boynun bükük ve yetimsin.

"Kalk ey ümmet şu asırlık uykudan" diye yeri göğü inleten  feryadını işitiyoruz  ama damarlarımıza aşıladıkları zehri atıp kalkamıyoruz. Ayrılık,   düşmanlık ve birbirimizi çekiştirmek hastalığını  yenemiyoruz...


Ve yine biz ümmete haykırıyorsun tüm benliğinde;

Kuşu öldü diye taziye ziyaretine giden bir Peygamberin ümmetisiniz.

Nasıl oluyordu kardeşleriniz zalimin elinde can çekişirken bu kadar rahat ve hiçbirşey yokmuş gibi yaşıyorsunuz.

Şimdi Halep'te  ümmet bombalar altında can verirken...

 Bedenleri paramparça olurken...

 çocukların, genç kızların, yaşlıların feryadı yeri göğü inletirken...

Nerede Batı için yas  tutan gazeteler?

 Nerede medya hocaları? 

Nerede cemaat liderleri?

 Nerede tarikat şeyhleri?

Nerede bir ağaç için ülkeyi ayağa kaldıran  ağaçseverler?

Nerede, camı kırılan bir gazete binası için yas tutan sözde liderler?

Nerede demokrasi -barış naraları atan ve  insan haklarından sürekli dem vuran iki yüzlü Batı?

 Diliniz mi tutuldu? 

Yoksa vicdanlarınız mı  kurudu?...

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir