loader

"Diyarı İslam kûfelileşiyorsa Kerbelalardan Kurtulamayız!"

"Diyarı  İslam kûfelileşiyorsa  Kerbelalardan Kurtulamayız!"

 

       Hz. Hüseyin(r.a), -(hatırlatırsak), Kûfelilerin ısrarlı çağrıları üzerine Kûfeye doğru yola çıkar.  Yolda Kûfeden gelen birine, Kûfelilerin durumunu sorar.  İlginç bir cevapla karşılar: "Onların kalbi seninle, kılıçları sana karşı" der.  Ve Kerbela olayı yaşanır.  Kerbela olayı yaşandığında, onlar kalbinin sesine yenik düşerek, güçlünün  yanında yani kılıcın  gücünü  tercih ettiler.

     

 

Günümüzün de pek farklı olmadığı kanaatindeyim. Çünkü; Allah aşkı, Peygamber sevgisi gönüllerimizde, lafa gelince mangalda kül bırakmayız. Ama toplum olarak tam tersi bir yaşam tarzı  sergiliyoruz. O zaman kendimize sormalıyız;  biz,  bugün kimin kılıcını kuşanmışız? Hangi değirmene su taşıyoruz?  Hangi akla hizmet ediyoruz? Allah'ın kelamına mı hizmet ediyoruz yoksa, emperyalizmin kirli emellerinin yollarına taş mı diziyoruz?  İslam coğrafyası kan ağlarken oluk oluk, bizim yüreğimiz sızlamıyorsa, yastığa kafamızı koyup, dünyalık işlerimizi düşünerek, rahat bir uyku çekiyorsak, bu sarhoşluk ve bu çelişkili halimizi nasıl izah edebiliriz?  Hangi kardeşlikten bahsedebiliriz?

 

 

Bu kapitalist sistem; bizi ruhen öyle bir hale getirdi ki,  öyle beyinlerimizi uyuşturdu ki tüm benliğimizle, hal ve hareketlerimizle, yaşam tarzımızla Müslümanlara  karşı emperyalizm  kılıcını kuşanıp kardeşliğimizi yıpratıp,  bizi birbirimize düşürdüler.  Bizi televizyon kanalları üzerinden;  dizilerle, ahlak dışı programlarla aile gibi kutsallığımızı yok ettiler. Tüm çirkeflikleri damarlarımıza enjekte ettiler,  beyinlerimize empoze ettiler. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede, İslam coğrafyası tarihin en kanlı saldırılarına maruz kalırken Survivor vb. denilen programlar ve diziler  reyting kırıyorsa daha nice ker belalara gebeyiz demektir.  Bu çelişkili halimize  Hasan Basri dikkat çekiyor. Yezid'in ırak valisi Ömer bin hubeyreye şöyle sesleniyor: " Allah seni yedizdten korur fakat Yezid seni Allah'tan koruyamaz". Ümmet olarak Zalimlere karşı tek vücut olursak Allah bizi korur  aksi takdirde bizi  barbar batı ve sömürgeci Amerika Allah'tan koruyamaz. Kınamalarımız bizi kurtaramaz. Ümmet coğrafyasının arşi inleten feryadına karşı Allah bizdende hesap soraracaktır. Hiç bir egemen güç kurtaramaz.

 

 Bizimde şu anki vaziyetimiz, kalbimiz mazlumdan yana  gibi görünüyor. Ekranlarda, sosyal medyada sayısızca katledilen mazlum insanları görünce içimiz yanıyor ama hiç bir şey yokmuş gibi yaşıyoruz.  Tüm hayatımıza sadece bir kınamalık yer bırakmışız mazlumun feryadına. gündem bile oluşturamıyoruz. Sesimizi, kendimiz dışında kimseye duyuramıyoruz.

 

 

Irak'ta  Filistin'de, Arakan'da İslam coğrafyasının her karış toprağında özellikle son günlerde Suriye'de Doğu Guta bölgesinde yüzlerce  insan çoluk çocuk demeden katledildi ve katlediliyor.  Şer güçler son yüzyılın  en büyük soykırımını  yapıyorlar. Dünya kör ve sağır. Kör ve sağır olmaya da devam edecekler çünkü akan kan müslüman kanı olduğu için. Nereye kadar devam  edecek bu zulüm? Yetmez mi artık bu gaflet uykusu, yetmez mi artık dağınıklığımız? Birleşme zamanı gelmedi mi zalime- kûffara karşı ? Yoksa demokrasi ve insan hakları bahanesiyle daha ümmeti kaç parçaya bölecekler.? Daha kaç masum çocuğu uykusunda balistik füzelerle misket bomlarıyla yok edecekler? Daha kaç defa dost görünüp düşmanca sırtımızdan bıçaklayacaklar?

     Amerika'nın Avrupa'nın ve tüm emperyalist güçlerin tarihi, mazlum insanların kanı üzerinden tarihe geçerken, şekillenirken, sayısız katliamlar yaparak güya Türkiye’yi karalamak adına kirli algı operasyonları üreterek siviller üzerinden Afrinde sivilleri katlediyor algısıyla besledikleri kuklalarını kurtarma derdindeler. Amerika'nın Irak'ta Suriye'de Afganistan'da Pakistan'da siviller üzerinde yaptığı tahribat yüzbinlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın da sürgününe sebep olmuştur. Kalkıp ta insan haklarından dem vurmaları bir ikiyüzlülüktür. Onların amacı bu zaten ya biz Müslümanlar, kendi kendimizi daha ne kadar zehirleyeceğiz. Cemaat, mezhep, meşrep üzerinden daha ne kadar ayrışmaya devam edeceğiz?

 

Eğer gönüllerimiz birbirimize karşı korumasaydı, her vakit duaya kalkan ellerimizi indirmeden Allah ümmetin başına bela olan zalimleri def ederdi. Eğer kalbimiz sağlam dursaydı,  kâfire karşı ayaklarımız yere sağlam basardı. Küffara karşı parça parça bölünmezdik.

Katılaşan kalplerin gündemini hangi mazlumiyeti taşıyabiliriz ki.? Beldelerimizi açık açık işgal etmeseler de, kalplerimizi çoktan işgal ettiler...

Selam ve dua ile..

                                                                                                                              ABDULLAH SEVİNÇ

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir