loader

ADETLERLE DEĞİL AYETLERLE..

 "Zamanın gençleri adam olmaz". Bu söz herkesin dilinde

Tüm anne, baba, hacı, hoca ve öğretmenlerin dilinden dökülen

Gençliğe yönelik bir hoşnutsuzluk, bir şikayet belirtisidir.

 Bunu her fırsatta dile getirmeyi kimse ihmal etmez.

 Lakin bu sözü söylemeden önce

Gençliğin bu durumda olmasının asıl müsebbibi kim

Olduğunu yada "acaba biz miyiz?" diye

 kimse kendini sorgulama zahmetine girmez.

Sürekli bir şikâyet havası estirip,

 gençliği yerden yere vururuz.

 Oysaki bir toplumda çocukların büyüklerine bakarak,

adeta ayak izlerini takip ederek şekil aldıklarını göz ardı ederiz.

 

 

Gençliğin içinde bulunduğu durumdan ziyade,

 bu duruma düşmesine sebep olan baş aktörler kim veya kimlerdir?             

Bir neslin yok oluşunun birinci sebebi anne-baba tarafından evliliğin zorlaştırılmasıdır!

 Bu da fuhuşsun kapısını sonuna kadar açıyor.

Çünkü evlilik zorlaştıkça ister istemez anneler-babalar kendi elleriyle

 çocuklarını günah bataklığın içine iterek,

koca bir nesli yok etme noktasına getiriyorlar maalesef.

 Evlilik dışı her türlü hayatı yaşar hale geldik.

 Her türlü çirkefliği normal görmeye başladık.

 Ve en acısıda bunu anne babalar kendi elleriyle yapıyor olması.

Evlilik gibi kutsal bir yapının önüne maddiyati çok abartılı şekilde dayayarak.

Bir diğer sebepte televizyon! İzlediklerimize baktığımız zaman

 gençliğin bu halde olduğunu bilmemek çokta zor olmasa gerek.

Diziler üzerinde baktığımız zaman toplumu

 İslam’dan uzak her türlü bataklığın içine çekiyor.

Aile ortamından giyimine kadar her şeyimizi bozdu.

 Yılda belki bir sayfa Kur'an bile okuyamayıp,

 bir günde saatlerce TV başında geçiren bir toplum haline geldik.

 Bir anne babanın TV başında geçirdiği zamanı çocuklarına ayırmıyor ne yazık ki.

Çocuğunun dışarda kimle gezdiği veya nerelere takıldığı çokta önemsemiyor.

Durum böyle olunca uyuşturucu kullanım yaşı tabi ki de ilkokul yaşına iniyor.

Çocuk anne babadan göremediği ilgiyi

dışarda kendine yakın gördüğü ortama uyum sağlamak zorunda kalıyor.

Genç nesil, Uyuşturucu baronlarının eline düşerek,

 her geçen gün biraz daha yok olma noktasına geliyor.

 

 

Birde internet cafeler!  Gördüğüm kadarıyla başı almış gidiyor.

 Gençliğin bataklık yuvasına dönüşmüştür.

 İlk ve ortaöğretim çağındaki gençlerin zaman gibi

 önemli bir nimeti kitap okumak yerine, daha verimli ortamlarda geçirmek yerine,

oyun ve eğlence(!) olarak en verimli vakitlerini orada heba ediyorlar.

 İnternet cafe hastalığını önlemek yine anne babaya düşmektedir.

Varsa ödevi ya da internette bir işi anne-baba kontrolünde yapılmalıdır.

 Çoğu anne-baba evladını başlarından savmak için gönderiyor. 

Cafede ne yaptığı, ne izlediği, kimle vakit geçirdiği pekte önemsenmiyor.

      

İnsanlık özünden uzaklaştıkça yalnızlaştı,

 haramı  helal görmeye başladı, helâli hor görmeye başladı.

Kanaatten, hoşgörüden, uzaklaşmaya başladı.

En acısı da Müslümanım deyip, İslam dışı bir hayat yaşamaya başladı. 

Toplumun geleceği genç nesil üzerine binâ edilir.

Sağlam gençlik olmasa, toplumun ömrü fazla uzun olmayan bir yıkımla karşı karşıya kalır.

 

 Gençliğin bu durumda olmasından ziyade, tüm anne ve babaların kendilerini ciddi bir şekilde sorgulaması gerekir.  Çocuklarımızı Ayetlerle değil, Adetlerle eğittiğimiz sürece, gençlik bozulmasının önüne geçemeyiz. "zamane gençliği adam olmaz" deyip öz evladımızı kendi ellerimizle cahiliye adeti gibi toprağa atıp, bu sorumluluktan sıyrılamayız. Bu yok oluşa, anne babalara büyük sorumluluklar düşmektedir. 

 

                                                                                                                            ABDULLAH SEVİNÇ

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir