loader
Advert

Parçalanmışlığımızın sessiz çığlığı...

Bizim bizden başka kimsemizin olmadığına tanık olduk yine.

Yüzyıllarca kaderi değişmeyen Mısır'da.

Tıpkı her seferinde şahit olup, iki gün sonra unuttuğumuz/unutturulduğumuz gibi.

 Biz daha kaç defa bu parçalanmışlığımızın farkına varıp sus pus olacağız.

Ümmetin daha kaç gencini dar ağacına göndermemiz gerekiyor sesimizi duyurmak için birbirimize.

Mısır'da nişanlısını dar ağacına gönderen bacımızın feryadını...

Yeni doğan çocuğunu tel örgüler arkasında gören babanın sevinç ve üzüntü ile karışmış gözyaşlarını...

 Eşlerinin yüreğine düşen kor ateşini ne zaman göreceğiz.

 

Dokuz gencecik fidan dünyanın gözü önünde sessiz sedasız idam edilişine seyirci kaldık.

Yıllarca kaldığımız gibi.

Yıllarca düşmanı en üst perdeden kınadığımız gibi kınadık.  Gencecik fidanların şehadete yürüyüşüne tanıdık olduk.

 

Onlar şehadet şerbetini yudumlarken bizler TV başında en sevdiğimiz dizilere çoktan dalmıştık.

Öyle ya,  bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı ile daha ne kadar heba edeceğiz ömrümüzü.

 Tebessüm ederek dar ağacına gitti o yiğitler. 

 

Bu çığlığa hangi yürek dayanır. Tutuklanan bir kadın, hapiste gördüğü işkenceden bıkarak hâkime "Bana her gün işkence ediliyor. Lütfen beni idam edin de artık kurtulayım" dedi.

Dünya yine sessiz ve ikiyüzlü.

.......

 

  Ey şehitler! Mahcubuz sizlere duadan başka bir şey yapamıyoruz.

 

 Ey şehitler! Mahcubuz sizlere imanımızın en zayıf noktasını sunmaktan başka bir şey yapamıyoruz.

 

 Ey şehitler! Mahcubuz sizlere mahcubiyetimizi mazeret olarak sunup, idamlarınızı sadece izlemekle yetiniyoruz.

............

"Ölüm bize ne uzak. Bize ne yakın ölüm.

Ölümsüzlüğü tattık. Bize ne yapsın ölüm."

 

Ümmet şuuruyla uyanmamız duasıyla...

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir