loader

Ayrılığın hüznü...Mehmet Yavuz ağabeyin ardından...

Uzanıp uzandım bu gece yıldızlara,

Avuçlarıma bıraktığım yüreğimdeki hüznüm,

Sana ulaşsın diye…

Belki,

Makbul bir dua olur diye...

 

Efendim!

Dolunay dolmadan, sana doyamadan ayrıldın aramızdan.

Firakın bize hüzün, acın zor geliyor.

Unutamadık, çıkaramadık aklımızdan, kalbimizden...

 

Efendim!

Bu gece semada süzülen ay bile sana hasret

Doyamamış sana ve dolmamış, yarım kalmış.

Yıldızlar bile hüzne gark,

Ayla ve Pervin de ağlıyor bak...

 

Efendim!

Siyahın kızıla çaldığı anda

Sessiz ve sensiz doğuyor güneş,

O da ağlıyor, sana doyamamış,

Sana yaklaşmak istiyor

Ama ateşle yaklaşılmayacağını biliyor

Ve biliyor sana vuslatın muhal olduğunu.

İşte asıl ona üzülüyor, sana ulaşamamak, ebediyen sana hicran.

Ne acıdır sonsuza kadar vuslata hasretle yaşamak

Ya da yaşayamamak,

Yanmak,

Kül olmak,

Tekrar dirilip tekrar yanmak...

Efendim;

Sen, "Kendimi ahirete yakın hissediyorum" dediğinden beridir

Gözün uyku tutmuyor

Gözümüz uyku tutmuyor.

O zamandan beri yüzün hicran,

Vuslata hasret...

 

Ey gözümün nuru,

Ey hüznüme gark, hicranıma yar,

Yüreğimde beslettiğim vuslatım…

Ey yüreği, yüreğim olan güzel insan,

Ey hazanında beni hüzne makber eden sevgili,

Ey 46 yaşına yüzyılları sığdıran beliğ davetçi

Alnını koyduğun yere...

Yazarken dividine...

Haykırırken nidana selam...

 

Selam kanadı yaralı kuşa

Solup düşerken yaprağa

Gönlüme inen yaşa

Tertemiz ömrünün hazan mevsimine

Yazın sıcağında üşüyen tenine selam…

foto
Yazar: Aydın Evren
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir