loader

Sistemin Eğitimi Üzerine…


3 Mart 1924’te 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu kabul edilerek, eğitimin ve öğretimin bütünü devlet kontrolüne alındı.


İslamiyet, ferde hitap eder. Fertler tek tek mükemmel Müslüman olursa bu mükemmel Müslümanların, aile hayatı, işyeri, milleti ve devleti de mükemmel olur. 1924 Anayasasında devletin dini ‘’Din-i İslam’dır’’ deniyordu ki bu da tartışılır bir konu, devletin dini olur mu, olmaz mı? Neyse 10 Nisan 1928’de Anayasadan devletin dini ‘’Din-i İslam’dır’’ çıkarıldı. Bu tarihlerde İslami öğretim ve eğitim de yasaklanmıştı. Oysaki halkımız Müslüman bir toplumdu. Müslüman halkın İslamiyet’i öğrenmesi yasaklanmıştı. Birçok İslam önderi/alimi zindanlara atıldı ve asıldı. Türkü de, Kürdü de, Arabı da... sayısız insanı idamlara, zindanlara ve sürgünlere mahkum edildi.


1937’de ‘’laiklik’’ kelimesi anayasaya girdi, artık dinle devlet işleri birbirinden ayrılmış oluyordu. Ne kadar dinle devlet işleri birbirinden ayrı olarak gösterildiyse de devlet sürekli dine, dini eğitim kurumlarına müdahale etmiştir ve hala da ediyor. Yani  ‘’Müslüman  isen kendine Müslümansın. Topluma ya da devlete karışamazsın. Hep bu zihniyetle muslumanlari yönetimlerden /siyasetten  Halkı İslami açıdan bilinçlendirip devlete karışamazsın’’demektir laiklik. Allah’ın varlığına inanıp, emir ve yasaklarını uymamak/görmemek demektir laiklik. Yani bilinmeyen, yaşanmayan İslamiyet’in devlete müdahalesi önleniyordu.

Günümüzde de eğitim sistemine baktığımız zaman, ilkokul birinci sınıftan itibaren İslamla ilgili bir eğitim ya da bilgi veriliyor mu hakkıyla azda olsa? İslamla  ilgili birinci sınıftan tutun lise eğitimi bitene kadar okul kitaplıklarında İslamla ilgili bir öğretici kitap bulabilir misiniz? Yok. Dünya klasikleriyle büyüttüler bizi. Batıyı taklit ettik, batıyı aldık. Lise bittikten sonra 18-19 yaşına geliyor öğrenciler, o yaştan sonra onu düzeltmek, İslami eğitim vermek hayli zorlaşmaz mı?  Günümüz toplumunun bu kadar bozulmasının, ahlaki yozlaşmanın artmasının sebepleri başında dini eğitim yetersizliğinden kaynaklanıyor. Karma eğitiminde toplumun bozulmasına özellikle genç neslin bir ahlaki yok oluşla karşı karşı bırakmıştır.

Toplum öyle bir hal almış ki her şey menfaat, para, dünya hırsına bürünmüş. Eğitim kurumları artık sadece mal, mevki sahibi olmak için açılıyor ve o niyetle okunuyor. Maalesef hepimiz için artık o hale gelmiş. Toplumu bir diploma hastalığı kaplamış. 

Bu uygulamanın sakıncalı olduğunu savunan bir âlim, gelişmeyi kendince protesto etmek istediğinde sorarlar: ‘’nereye gidiyorsun?’’ cevabı: ‘’ilmin cenazesini kılmaya !’’olur.  ‘’Niçin, ilme ne olmuş ki?’’ deyince şu cevabı alırlar: ‘’şimdiye kadar bilginin ardına, sırf hakikat aşkına, onun değerini bilenler düşerdi. İlmi elde edenler arasından  kimi istismarcılar hep var olmuşsa da, bu hiçbir zaman çoğunluğu oluşturmadı. Fakat bundan böyle bilginin peşine düşenler artık para, makam ve mevki aşkıyla düşecekler. Onu, bütün bunları elde etmek için bir araç olarak kullanacaklar’’ bunun için batı toplumları bilgiden ahlaka giderler, Müslümanlar ise ahlaktan bilgiye giderler. Onlara(batı) göre aklın görevi ne olursa olsun bilgiyi üretmek olarak görürler. Doğu toplumlarında ise iyi ve kötüyü ayırt edip sahibine yönelmektir. Hz. Peygamberimizin de ‘’ faydasız bilgiden sana sığınırım!’’ duasının temelindeki kaygı da ahlaki kaygıdır. Yani ahlak daha önce geliyor.

Okul ders kitaplarının bütünü Allah’ın yarattığı halde, yaratan inkâr edilerek, yaratıklar anlatıldı. Allah’ın ismi yerine tabiat ve doğa olarak anlatıla geldiler.

İslami ülkelerdeki geri kalmışlığı İslam’a mal edilemez. Müslümanların pasifliğinden ve güçsüz bırakılmasından kaynaklanıyor. Nasıl ki sanayi devrimi Hıristiyanlık  sayesinde olmadığı gibi, Müslümanların geri kalması da İslamiyet’in suçu değil. Müslümanların zayıf bırakılmasından, sömürülmesinden  kaynaklanıyor. Orta Doğunun halini hepimiz görüyoruz içler acısı.

Üniversite gençliğinin yüzde doksanı bir ilmihal, siyer, en başta Allah’ın kelamından uzak bir yaşam sürmekteler. Günahlar bataklığında başını almış gidiyorlar ve hiçbir anne- babanın içi yanmıyor. Yeter ki okusun makam sahibi olsun ahreti düşünmüyorlar.

Karma (kız-erkek) eğitiminde gençliği yok ettiğini, genç neslin geleceğini kararttigini ve toplumu ahlaktan yoksun bıraktığını unutmamak lazım.  

Şimdiki mevcut hükümet tarafından azda olsa dini eğitimi  vermeye çalışması önemli bir adımdır. Ama hala din düşmanları / zamanın Ebu Cehilleri iş başında davalarını sürdürmektedirler. Seçim sürecinde hepimiz şahit olduk, dine ve dini kurumlara dil uzatmaları kirli emellerini bir kez daha gösterdiler. 

Bu eğitim sistemi bizi Avrupa standartlarına yetiştirebilir -ki amaçta odur –ama İslam standartlarından da gittikçe uzaklaştırıyor unutmayalım.

 

Allah, hepimize İslami dairede yetişen ve yetiştiren gençlerden eylesin.
Selam ve dua ile…

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir