loader

Unuttuğumuz Beş Emir!!!

 


Yaşadığımız bu modern çağda, toplum olarak dini değerlerimizden uzaklaştırılmış, insanlar bir arayış ve buhran içindedir. Kalu belada Allah’a verdikleri  ahdi bozup, sahte ilahlar edinerek, bir takım şeyleri ilahlaştırarak, asıl Rabbini ve emirlerini göz ardı ederek, veda hutbesinde bize bırakılan emanetlere sırt çevirerek, farkına varmadan hem dünyasını hem de ahiretini  heba ediyorlar/ediyoruz.

 

Yazmak, sadece bir şeyler yazıp çizmekten ibaret olmadığını,  maksat insanlara faydalı olmak, dini bir şeyler paylaşmak olduğunu düşünerek, bu karanlık süreçte, müslümanın müslümanı katlettiği, kendi partisini veya savunduğu  ideoloji taasubuna bağlanan  bir toplum olarak  Allah’ın emrettiği emirleri hatırlamak ve hatırlatmak için  El Haris El Eşari’den rivayet olunan bir hadisi paylaşmak istedim. Bu  her zaman unutmamamız gereken emirlerdir. Peygamberlere, kendilerine ve ümmetine  verilen bu emirlerle amel etmelerini ve anlatmalarını Allah emretmiş.  Bu modern çağda da bunlarla amel etmeye ve anlatmaya bir Müslüman olarak hepimizin görevidir.

 

Resulullah(s.a.v) buyuruyorlar ki: “Allah Teala hazretleri, Yahya İbni Zekeriya(as)’ya, beş kelime söyleyip, bunlarla amel etmelerini Beni İsrail’e de söylemesini emir buyurdu. Ancak o, bu hususta ağır davrandı. İsa(as) kendisine: ‘Allah sana beş kelime öğretip onlarla amel etmeni ve Beni İsrail’e de onlarla amel etmelerini emretmeni söyledi. Ya sen bunları onlara emredersin veya bunları onlara ben emredeceğim.’ dedi. Yahya(as) “Onları emretmede benden önce davranacak olursan yere batırılmam veya o azap görmemden korkarım!” dedi ve halkı Beytu’ul  Makdis’te topladı. Mescit ağzına kadar doldu. Mahfillere de oturdular. Söz alıp: ‘Allah bana beş kelime gönderdi ve onlarla amel etmemi ve size de amel etmenizi emretmemi bana bildirdi:

Bunlardan birincisi Allah’a ibadet etmeniz, ona hiçbir ortak koşmamanızdır. Allah’a ortak koşanın misali şudur: bir adam, kendi öz malından altın veya gümüş mukabilinde bir köle satın alır ve: “Bu benim evim, buda işim. Çalış kazandığını bana öde.” der. Köle çalışır, fakat kazancını efendisinden başkasına öder. Kölenin böyle yapmasına hanginiz razı olur? Aynen bunun gibi,  Allah da size namazı emretti. Namaz kılarken sağa sola bakınmayın. Zira Allah yüzünü, namazda bulunan kulunun yüzüne karşı diker, o sağa sola bakmadığı müddetçe.

 

Allah size orucu emretti. Bunun misali şu insanın misaline benzer: düşmanları onu esir edip ellerini boynuna bağlamışlar ve boynunu vurmaları için cellatlara teslim etmişlerdir. Adam: “ben az veya çok, bütün malımı vererek kendimi fidye mukabilinde kurtarmak istiyorum.” der ve nefsini fidye vererek kurtarır.

 

Allah, size Allah’ı zikretmenizi emretti. Bununda misali, peşinden hızla düşman geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, düşmandan kendisini  korur.  Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece zikrullahla koruyabilir.

 

Resulullah(s.a.v) daha sonra şöyle buyurdu: “Bende size beş şeyi emrediyorum; Allah onları bana emretti. Dinlemek, itaat etmek, cihat, hicret ve cemaat. Zira, kim cemaatten bir karış ayrılırsa boynundaki İslam bağını çıkarıp atmıştır, geri dönen hariç. Kimde cahiliye davası güderse o, cehennem molozlarından biridir.” Bir adam “Ey Allah’ın Resulüo kimse namaz kılar, orucu tutar idiyse yine mi cehennemliktir?” diye sordu. Resulullah(s.a.v): “Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da! Ey Allah’ın kulları, sizi Müslümanlar, mü’minler diye tensiye eden Allah’ın çağrısı ile çağırın.” buyurdular. (kütübü sitte 4633. hadis)

 

Cemaat kelime anlamına baktığımız zaman topluluk ya da birkaç kişinin bir araya gelmesidir. Burada ki kasıt, İslami dairede yaşayan bir cemaat kastediliyor. Yani Allah’ın emir ve yasaklarına uyan topluluk kast ediliyor. Özellikle de bu karanlık çağda, dışarıda günahların oluk oluk aktığı böyle bir zamanda ne kadar kendini muhafaza etmeye çalışsa da insan yapamıyor, çağın tuzaklarına ne yazik ki düşüyor. Bunun için peygamberimiz cemaatten uzaklaşmamayı emrediyor. Mesela, hem müslüman kimliğiyle yaşıyor ama fiili olarak(amel) Müslümanlığın çok uzağında bir yaşam sürüyor. Diyorlar ya “benim kalbim temiz.” Kalp temizliği ancak Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak temizlenir.

 

Peygamberimizin bu beş emrini tekrar hatırlayacak olursak bunlar: Dinlemek, itaat etmek, cihat, hicret ve cemaat.  Bu beş emirlerden kaçı hayatımızda kaldı, hiç kendimize sorduk mu? Ya da Allah’a ve Resulüne cevap verecek şekilde hazır mıyız/yaşıyor muyuz?  Kendimizi sorguya çekmeliyiz!

 

“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım kalbimizi İslam dini üzerine sabit kıl!” (Amin)

 

Selam ve dua ile…

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir