loader

Özenti Gençlik!!!

   Gençlik dönemi, insanın en renkli, en zevkli ve en hareketli olduğu dönemdir; fakat bu hareketlilik bir o kadarda tehlike arz etmektedir. Çünkü insan duygularının en hassas ve günah işlemeye en meyilli olduğu bir zaman dilimidir.
            Bu çağda gençlik adeta bir buhran,  çırpınış ve yok oluş içindedir. Toplumun bozulması ve İslami değerlerden uzaklaşması insanlığı bir meta haline getirmiştir. Bu da en çok gençleri etkiliyor. Çünkü gençlik dönemi çok hassas bir devredir. Anne- babadan ya da aileden sonra en çok insanları şekillendiren, yön veren toplumdur/çevredir. Medyayı da unutmamak gerekir gençleri, özünden uzaklaştırmaya, bataklığa sürüklüyor. 
            Çocuk ve gençlik eğitiminde, ebeveynlerin büyük bir etkisi vardır. Bu yüzden, anne ve babalara çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Onları İslami bir dairede yetiştirmeleri gerekir ki sağlıklı(dindar) bir nesil yetişsin. Yoksa toplumda, yıkıcı etkilere sebebiyet veren bir nesil ortaya çıkar. Bireysel yozlaşma topluma da sirayet eder.
  Dünya'da bir milletin sağlam temeller üzerine oturtulması, sağlam bir İslami gençliğin yetiştirilmesinden geçer. Topluma baktığımızda, başı açık, yarı çıplak, sarhoş, el ele kol kola gezen gençlerimizi sıkça görüyoruz. İslam’da bu ''tarz'' şeylerin haram olduğu söylendiğinde, bazı çağdaş beyinler bu duruma: ''Ne yapalım, çağımız böyle gerektiriyor'' diye acı bir açıklamayla karşılaşıyoruz. Kendimizi çağa değil, çağı kendimize yanı değerlerimize göre yasamadiça toplumun yıkılmasına, daha acı tramvalarla karşılaşırız. Gençlerin ahlaki sömürüsüne sebep olan ebeveynlerin, kıyamet günü, hesaplarının ağır olacağını hatırlatmamıza gerek var mı bilmem.
Bu ahlaki yozlaşma, Batı'nın kirli oyunlarının sonuçlarıdır. Modernizm kılıfı içerisinde, gençlerin beyinleri uyuşturulmaktadır. Bizi direkt olarak, Kur'an ve Sünnetten uzaklaştıramadılar; fakat soğutmaya çalıştılar. Ne yazık ki, bunda da başarılı oldular.  Okuduğumuzu anlamama haline getirdiler. Bu toplumdaki özellikle kız- erkek arasındaki iffet perdesinin kalkmasinin temel sebeplerin başında karma eğitimi göz ardı edemeyiz. Çünkü taze , yeni yetişen bir nesli tüm günahları modern/çağdaş adı altında normalleştirerek gençliği bataklığın ortasına sürüyorlar.  
Kanuni Sultan Süleyman, Fransa'da içki ve zinanın yaygınlaşmasından dolayı gönderdiği fermanda, değil Osmanlı sınırlarına girmeyi, yaklaşsa dahi, kılıçtan geçireceğini söylemiştir. 21.Yüzyıl'da başını kaldırıp, Müslüman kız ve erkeklerin hallerini bir görseydi, ne yapardı acaba.?
Kendilerine Müslüman diyen bazı kadınlar, maalesef, modanın/magazinin adeta kölesi haline gelmiş bulunmakta. İslam'dan tamamen uzak, başka milletin değerlerine aşırı bir özenti var. Bu da, medyanın kirli komplolarından kaynaklanıyor. Şu hadis-i şerifi hatırlayalım: ''Kim bir millete/kavme benzemek isterse o, onlardandır'' Resulullah(sav) zımnen, Müslümanlara, başkalarını taklit etmemesi gerektiğini belirtmektedir.
            On dört asır öncesinden Sevgili Peygamberimiz, bizlere gençliğin tehlikelerine karşı dikkatli olmamız için ikaz ve irşada da bulunmuş. Bin dört yüz sene öncesinden bizi düşünen Peygamberimize kulak vermemek ya da kendine başka yol göstericiler edinmek akılsızlık olsa gerek.  Bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyorlar:  ‘’ Allah, kötülüğe iltifat etmeyen genci, emsallerine üstün tutar.’’ Bir başka hadisinde ‘’ Şayet Allah’tan korkan gençleriniz… olmasaydı belalar üzerinize sel gibi yağacaktı.’’ Her iki hadiste de sevindirici bir müjde var. Kendini Allah’a adayan, hayatını Allah yolunda sarf eden gencin, Allah tarafından da sevildiğini ve değer verildiğini bize bildiriyor.
              Günümüzde özellikle, zina kapısının sonuna kadar açık tutulması, genç erkek ve kızları, iffetsizliğe sürüklemektedir; Çükü İlahi Musaf  ‘’ zinaya yaklaşmayın, o şüphesiz bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur’’ buyurmaktadır. Dikkat edilirse, ayette zinanın ne kadar kötü olduğunun belirtilmesi muhteşemdir. ‘’zina yapmayın’’ ifadesi değil, ‘’zinaya yaklaşmayın’’ ifadesi mevcuttur. Çünkü hem bu dünyada hem de ahirette hüsran veren sonuçlar doğurur.  
              Son yillarda da tartışma konusu olan içkinin yasaklanması ya da kısıtlanması  ile ilgili  çoğu kişi tarafından tepki ile karşılanmadı mı? Adeta şahlandılar. Toplum o derece dini değerlerinden uzaklaştırılmış ki Kur’an-ı Kerimde açık açık  bize ne kötülüklere sebebiyet verdiğini  bildiriliyor hala görmezden gelenler,  insanın özgürlüğü kısıtlanıyor diyenler var. (Zamanında nice bacilarimiz okullara alinmazken kimse özgürlükten bahsetmezdi.) Tüm dünyada Müslümanlara yapılan zulümlere kimse ses çıkarmazken, haram olan içkinin kısıtlamasına sokaklara dökülüyorlar. Bu kadar cahil bıraktırıldık. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:’’içki bütün kötülüklerin anasıdır.’’ Asırlar öncesinden  bizi uyarıyor. Lakin bu kadar kötülüklerin, cinayetlerin, ölümlerin içkinin sebep olduğunu görmezden geliyorlar.
              Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl Avrupa’da yüz doksan beş bin kişi  alkolün sebep olduğu nedenlerden ölüyor.
              
              Bu ahlaki yozlaşma Batı’nın, kirli oyunlarının sonuçlarıdır. Modernizm  kılıfı içerisinde, gençlerin beyinleri uyuşturulmaktadır. Bütün kötü oyunlar özellikle  gençler üzerinden oynanıyor. Gençleri ahlâksızlığa teşvik etmek,  batı kültürünü ülkemize empoze edip, ağaç yaş iken eğilir misali gerek yazılı ve görsel yayın yapan dış odaklı kurumlarında vasıtasıyla ülke gençliği üzerinde büyük bir oranda ahlaksızlık varlığını göstermektedir.
              Gençliğin tehlikelerinden sakınmanın yolu, islami bir yaşam tarzından geçer. Onun için Kur’an ve Sünneti kendimize rehber edinip, yaşamaya çalışmalıyız ki Modernizmin dipsiz karanlık kuyularında boğulmayalım.
              Allah bizi kendine hakiki kul, peygamberimize hakiki ümmet olanlardan eylesin. Selam ve dua ile…

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir