loader

Şeyh Said'in Kutlu Kıyamını Anlamak ve Anlatmak...

Şeyh Said Diyarbakır cezaevi günlerinde kendisini görmeye gelen kızının namusumuz ayaklar altına alındı feryadına karşılık hitaben; Arkamızdan ağlayıp da zalimlere sevindirmeyin. Kıyamımızı iyi anlayın ve bizden sonrakilere anlatın, bizim için "Namusu Ekber İslam Dinimizdir." sözü ile günümüzde kutlu davanın bilincinde olmamızı ve şer odaklarına karşı dimdik ayakta durup bu Kıyamı anlamamızı ve anlatmamızı istemiştir. 

        Bu Kıyam hareketini doğru anlamak ve anlatmakta boynumuzun borcu olarak bilip, böyle bir yazı kaleme almak istedim.
  
    Bu  ülkede zulüm, Cumhuriyet’in  ilanından bu güne  dek hız  kesmeden devam  etmiştir/etmektedir. Şapka devrimine muhalefetten idam edilen  merhum  İskipli  Atıf hoca, sürgünden sürgüne  gönderilen,  zehirlenen  Said Nursi, inkılaplara  tepkiyi  kıyam  haline  dönüştüren  Şeyh Said’in  idamı,  ezanı Muhammedinin  Türkçeleştirilmesini,  darbelerde insanların haksız bir  biçimde işkencelere  uğratılması  ve  öldürülmesi,  28 Şubat  döneminde  dindarlara yönelik operasyonlar ve misyonu sadece İslamı yaşamakyaşatmak olan medrese Yusufilere karşı yapılan sebepsiz tutuklamalar... Bunlardan  sadece birkaç  tanesi  diyebiliriz. Doğu ve Güneydoğuda  HDP'nin yaptıkları,  laik sistemin cumhuriyet döneminde müslümanlara yönelik uyguladığı politikanın aynısını bu defa marksist ve leninist yapı tarafından Kürtlere uygulanmaya çalışılıyor.

  Bu batı sevdalısı ve dini değerleri hedef alan inkılaplar(!) karşısında ve din düşmanlığının yaşandığı karanlık bir dönemde, Şeyh Said İslam düşmanlarına karşı kıyama  kalkmış. Halkın karşılaşacağı karanlık günlere karşı uyandırmayı gaye edinmiştir. Fakat önüne birçok engel çıkmıştır. 
  Bize tarihin kirli sayfaları arasında sürekli anlatılagelen Şeyh Said hareketi,  resmi tarih beyinlerimize şu iki tarih yaygarasını kazımaktan öteye- ne yazık ki-gidememiştir. Birincisi; Devlete karşı vergi yüzünden isyan yani vergi isyanı. Bir diğer tarih yaygarası ise; Kıyam önderinin, İngilizlerle işbirliği yaptığını söyleyen resmi tarih, Musul’un kaybedilmesine bahane bulmak ve haklı kıyamın sempatisini engellemek istiyordu.  Kaldı ki, bunlarla  ilgili en ufak bir belge de bulunmamaktadır. Oysaki Şeyh Said amacının şeriat ahkâmı olduğunu her fırsatta dile getirmiştir.

Toplumun geneline baktığımız zaman ne yazık ki bu kutlu kıyamı tam manasıyla anlamış değil.  Bizler, Müslümanlar olarak Şeyh Said'i ve şerefli mücadelesini gündemimize almadığımız sürece, bu hareketi aslından döndürmeye çalışanlar boy göstermeye devam edecektir.

Asıl bu kıyamın; Dinin, din aydınlarının ve kurumlarının baskı altında tutulması ve küçük düşürülmesi, mabetlere saygısızlık, din eğitiminin yasaklanması, ibadet etmenin zorlaştırılması, İslam dininin reforme edilmeye çalışılması ve kültür devriminin (batı yaşam tarzı) yürürlüğe sokulmasına karşı bir şahlanış olduğunu görecekler. 

Cumhuriyetin kurucusu,  halkı " muassir medeniyetler seviyesine çıkarmak"(!) , batının her türlü çirkefliğini meşrulaştırmak olduğunu ve  İslam’ın Arap alfabesinin buna engel olduğunu ifade ederek yaptığı kirli inkılaplarla göstermiştir. Bölge halkının ( hangi ırktan olursa olsun) temel dayanağı olan İslam dinini, Cumhuriyetle beraber İslam dinini istemediklerini ilan etmişlerdir.

Şeyh Said kıyamı, "Kürt eksenli" bir hareket olmadığını, " Ümmet eksenli" bir hareket olduğunu şu sözleriyle bizlere açıklıyor: "Şiarınız dindir. Şeriatı  isteyiniz. Şimdiki hükümet, devamlı dinsizlik yayıyor. Kadınlar çıplaktır. Mekteplerde dinsizlik ilerliyor."  Kıyamın asıl gerekçesini bize bu sözleriyle açıklayan Kıyam mücahidi, hala sol yazarlar tarafından "Kürtçü" bir hareket olarak açıklamaları ve bu şerefli mücadeleyi, ideolojik olarak değerlendiren gruplar, bu kadarla sınırlı değil elbette. Şeyh Said üzerinden rant elde etmek isteyen malum zihniyet tarafından sözde  davalarını yüceltmek için Şeyh Said ve arkadaşlarının o kutsal yolundan gitmekten çok , kendi sapkın ideolojilerine alet ederek rant elde etmeye çalışıyorlar. Ama Şeyh Said'i yeteri kadar tanımıyorlar. Ya da gereği gibi tanımak işlerine gelmiyor.

Biz Müslüman  olarak,  bu  küflenmiş  zihinlere karşı  susmayarak  her  zaman mazlumdan ve doğrudangerçekten yana olmalıyız. Zaten  Müslüman  olmanın  gereği,  mazlumların  yanında  olmak,  haksızlıklarayanlışlara  karşı  susmamaktır.
Bu kutlu  kıyamdan sonra, Şeyh Said'le beraber toplam 47 kiş, İstiklal(utanç) Mahkemeleri tarafından idama mahkum edilmiştir. Şeyh Said ve dava arkadaşlarının amaçları gayet açıktır. Bu kıyamdan rant sağlamaya çalışanlar ne deseler de, KIYAM İSLAMİDİR.

Saidlerin sedası var oldukça bu böyle olacak. 

 

Selam ve dua ile...

foto
Yazar: Abdullah Sevinç
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
Advert
sanalbasin.com üyesidir